IMF'nin Kurulmasına Niçin İhtiyaç Duyulmuştur?

1944 yılı Temmuz ayında ABD’nin New Hampshire eyaletinin, Bretton Woods şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Konferansı’na katılan 44 hükümet temsilcisi 1930’lu yıllardaki Büyük Buhran ve sonrasında uygulanan korumacı dış ticaret ve döviz kuru politikalarından kaçınılmasını, uluslararası finansal sistemin istikrarlı işleyişini ve II. Dünya Savaşı’ndan zarar gören ülkelerin hızlı bir şekilde yeniden imarını sağlamak amacıyla bir ekonomik işbirliği çerçevesi üzerinde mutabakata varmış ve IMF ve Dünya Bankası’nın kurulmasına karar vermiştir.

IMF’nin kurucu ülke temsilcileri, uluslararası para sistemini izleyecek, mal ve hizmet ticaretiyle ilgili döviz kısıtlarını kaldıracak ve döviz kuru istikrarını koruyacak uluslararası bir kuruluşun anlaşma maddelerinin ana hatlarını bu konferansta belirlemişlerdir. IMF, Kuruluş Anlaşması’nın27.12.1945 tarihinde yürürlüğe girmesi ile resmen kurulmuştur. Söz konusu anlaşmanın tam metnine  http://www.imf.org/external/pubs/ft/aa/index.htmadresinden ulaşılabilmektedir.


IMF'nin Amaçları Nelerdir?

IMF’nin amaçları;
• Uluslararası parasal işbirliğini geliştirmek;
• Uluslararası ticaretin genişlemesini ve dengeli bir şekilde büyümesini sağlamak;
• Döviz kurlarında istikrarı teşvik etmek;
• Çok taraflı bir ödemeler sisteminin kurulmasına yardım etmek ve;
• Ödemeler dengesi finansmanında problemler yaşayan üye ülkelere finansal destek sağlamak
olarak özetlenebilir.

IMF Üye Ülkelere Nasıl Hizmet Eder?

IMF üye ülkelere üç şekilde hizmet etmektedir: 

  • Üye ülkelerde ve küresel düzeyde ekonomik ve finansal gelişmeleri izlemekte ve üyelerine tavsiyelerde bulunmaktadır.
  • Ödemeler dengesi problemi yaşayan üye ülkelere, geçici finansman desteği sağlamakta ve üye ülkelerin bu problemleri kalıcı olarak çözmeyi hedefleyen yapısal reform politikalarını desteklemektedir.
  • Üye ülke hükümetlerine ve merkez bankalarına kendi uzmanlık alanlarında teknik yardım ve eğitim sağlamaktadır.

IMF'de Kararları Kim Alır?

Üye ülkelerin Ekonomiden Sorumlu Bakanları veya Merkez Bankası Başkanları vasıtasıyla temsil edildiği Guvernörler Kurulu, IMF yönetimindeki en yetkili organdır. Kurulun olağan toplantısı, IMF ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantıları esnasında yapılır. Guvernörler Kurulu IMF’nin günlük işlerini yürütme ve gözetim yetkisini İcra Direktörleri Kurulu’na devretmiştir.

İcra Direktörleri Kurulu’nda IMF üyesi tüm ülkeler doğrudan ya da oluşturdukları gruplar vasıtasıyla temsil edilir. IMF İcra Direktörleri Kurulu ülkeleri ve ülke gruplarını temsil eden 24 İcra Direktöründen oluşmaktadır. Kurul içerisinde ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Çin, Rusya ve Suudi Arabistan kendi başlarına temsil edilirken, diğer üyelerin temsili, bazı diğer üye ülkelerle oluşturdukları gruplar (“Constituency”) içerisinden seçilen İcra Direktörleri aracılığıyla sağlanmaktadır.

IMF’nin üst yönetimi bir Başkan ve dört Başkan Yardımcısından oluşmaktadır. IMF yönetimi rutin operasyonel görevlerin yerine getirilmesini temin etmenin yanı sıra İcra Direktörleri Kurulu kararlarını uygulama ve Kurul’a tavsiyelerde bulunma işlevlerini görmektedir. IMF Kuruluş Anlaşmasında ve tüzüğünde bu yönde bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulamada IMF Başkanı’nın Avrupa’dan ve Dünya Bankası Başkanı’nın ABD’den seçilmesi gibi bir teamül bulunmaktadır.

Bir ülke-bir oy prensibi ile çalışan bazı uluslararası kuruluşlardan farklı olarak IMF'de ağırlıklı oy sistemi kullanılmakta olup, bir ülkenin oy gücü o ülkenin IMF’deki kotasına göre belirlenmektedir. 14. Genel Kota Gözden Geçirmesi neticesinde gerçekleşen kota artışı kapsamında, Türkiye’nin oy gücü %0,61’den %0,95’e yükselmiştir.

Ülkemizin IMF İcra Direktörleri Kurulu'nda Temsili Nasıl Sağlanmaktadır?

2010 IMF Kota ve Yönetim Reformu çalışmaları ışığında, 2011 ve 2012 yılında atılan adımlar neticesinde tamamı Avrupa ülkelerinden müteşekkil bir ülke grubu kurulmuştur. Bu grupta, Türkiye ile birlikte Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovenya, Beyaz Rusya, Slovakya ve Kosova yer almaktadır.

Söz konusu grup 1 Kasım 2012 tarihinden itibaren Fon çalışmalarında yer almaya başlamış olup, Grup anlaşması 2022 yılına kadar geçerlidir. Türkiye bu grupta, 2014-2016 ve 2018-2020 dönemlerinde İcra Direktörlüğü, diğer dönemlerde ise İcra Direktörü Vekilliği görevlerini üstlenecektir.

Madde IV Görüşmeleri Nedir ve Nasıl yapılır?

IMF, üye ülkelerin ekonomi yönetimlerine yol gösterici olmak ve uluslararası finansal sistem üzerindeki gözetim görevini yerine getirmek amacıyla her bir üye ülkenin ekonomik gelişmelerine ilişkin olarak (genellikle yılda bir kez) ayrıntılı gözden geçirme çalışmalarında bulunmaktadır. Söz konusu çalışmalar, IMF Kuruluş Anlaşması’nın 4. Maddesi kapsamında gerçekleştirildiğinden “Madde IV Görüşmeleri” olarak da adlandırılmaktadır.

Madde IV Görüşmeleri çerçevesinde, ilk olarak, IMF uzmanlarından oluşan bir heyet ekonomik verileri toplamak ve ülkenin ekonomi politikaları hakkında hükümet ve merkez bankası yetkilileriyle görüşmelerde bulunmak üzere üye ülkeyi ziyaret etmektedir. Heyet, ülkenin makroekonomik politikalarını gözden geçirmekte ve finansal sistemin sağlamlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunmaktadır. Gerekli analizler yapıldıktan sonra, bulguları özetleyen bir rapor hazırlanmaktadır. Söz konusu rapor, İcra Direktörleri Kurulu’nda görüşülmekte ve onaylanmaktadır.

Türkiye de her yıl düzenli olarak Madde IV sürecinden geçmektedir. Madde IV görüşmeleri neticesinde yapılan değerlendirmelere ilişkin olarak kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik notlar (Public Information Notice - PIN) ve uzman raporları Fon’un internet sayfasında (http://www.imf.org/external/country/TUR/index.htm) yayımlanmaktadır.

IMF Mali Kaynaklarını Nereden Sağlamaktadır?

IMF'nin finansal kaynakları temel olarak üye ülkelerin IMF'ye katıldıkları zaman ödedikleri katkı paylarından (kotalar) ve kota artırımlarından sağlanmaktadır. Kotaların % 25'i normal olarak rezerv para birimleri üzerinden; kalanı ise ülkelerin kendi para birimleri cinsinden ödenebilmektedir.

Ayrıca Fon, kota temelli kaynaklarının ülkelerin IMF’den kaynak talebini karşılamada yetersiz kalması ihtimaline karşı kaynaklarını desteklemek üzere borçlanabilmektedir. Fon kaynaklarını desteklemek üzere ödemeler dengesi pozisyonu güçlü durumda bulunan bazı üye ülkelerden borçlanabilmesini sağlayacak “Borçlanma Amaçlı Yeni Düzenlemeler” (New Arrangements to Borrow-NAB) adı verilen bir mekanizma da bulunmaktadır.

IMF tarafından düşük gelirli ülkelere imtiyazlı koşullarda finansman desteği sağlanması kapsamında üye ülkelerce borç verilmekte ya da donör katkısı da yapılmaktadır.

IMF’nin faiz gelirleri ise faiz giderleri ile yıllık idari harcamalarını karşılamak için kullanılmaktadır.

Ülke Kotası Nedir?

Bir ülke IMF’ye üye olduğunda ekonomisinin küresel ekonomideki payına göre bir kota belirlenmekte olup, bu süreçte ülkelerin ekonomik büyüklükleri, dışa açıklık oranları, sermaye hareketlerinden etkilenme durumları ve rezervlere ilişkin değişkenlerden oluşan bir kota formülünden de faydalanılmaktadır. Kotalar genellikle her beş yılda bir gözden geçirilmektedir. Kotalar üye ülkenin oy gücünü, IMF’den sağlanacak finansal desteğin miktarını (erişim limiti dâhil olmak üzere) ve SDR tahsisatlarında alınacak payları da belirlemektedir. 2016 yılı Mayıs ayı itibarıyla IMF’nin toplam kotası 476,8 milyar SDR olup, ülkemizin kotası 4.658,6 milyon SDR’dir.

Özel Çekme Hakkı (SDR) Nedir?

Özel Çekme Hakkı (SDR), 1969 yılında Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından, uluslararası rezervlerin desteklenmesi için yaratılan bir hesap birimidir. Başlangıçta, Özel Çekme Hakkı’nın değeri altına endeksli olarak belirlenmiştir. Mevcut durum itibariyle Özel Çekme Hakkı’nın değeri, küresel ekonomik sistemde önemli yer tutan ülkelerin (ve parasal birliklerin) para birimlerinden oluşan bir sepet esas alınarak belirlenmekte ve söz konusu sepetin bileşimi her 5 yılda bir gözden geçirilmektedir.  SDR sepetinin bileşimine yönelik en son karar 2015 yılı Ağustos ayında alınmış ve bu kapsamda SDR sepetinin, 0.374 Euro, 0.094 Japon Yeni, 0.113 İngiliz Sterlini ve 0.419 ABD Doları’ndan oluşmasına karar verilmiştir. SDR sepetine 1 Ekim 2016 tarihi itibarıyla Çin Renminbisi de dâhil edilecek olup, bu çerçevede, ilgili para birimlerinin sepet içerisindeki ağırlıkları ABD Doları, Avro, Çin Renminbisi,  Japon Yeni ve İngiliz Sterlini için sırasıyla % 41.73, % 30.93, % 10.92, %  8.33, ve %  8.09 şeklinde olacaktır. SDR kurlarına ilişkin güncel veriler IMF’nin (www.imf.org/) ve TCMB’nin (http://www.tcmb.gov.tr/) internet sayfalarından temin edilebilir.

Nisan 2009’da İngiltere’de yapılan G-20 Liderler zirvesinde alınan kararlar kapsamında IMF tarafından, IMF üyesi ülkelere 28 Ağustos 2009 tarihinde 250 milyar ABD Doları tutarında bir genel SDR tahsisatı yapılmıştır. Bu kapsamda ülkemize tahsis edilen tutar 883,1 milyon SDR olmuştur.

Ayrıca, IMF’ye 1981 yılında gerçekleştirilen son genel SDR tahsisatından sonra üye olan ülkelere de SDR tahsis edilebilmesini teminen, tüm IMF üyelerine toplam 21,4 milyar SDR tutarında bir defalık özel bir SDR tahsisatı yapılmasına ilişkin olarak 1997 yılında alınan karar 10 Ağustos 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu özel SDR tahsisatı kararı kapsamında ülkemize 9 Eylül 2009 tarihinde 75,9 milyon SDR daha tahsis edilmiştir. Böylece, ülkemize toplam 959 milyon SDR tutarında yeni SDR tahsisatı yapılmıştır. SDR tahsisatı Hazine Müsteşarlığı’nın TCMB nezdindeki hesaplarında takip edilmektedir. SDR tahsisatına ilişkin bilgilere IMF’nin (http://www.imf.org/external/np/exr/faq/sdrallocfaqs.htm) internet sitesinden ulaşılabilmektedir.

Türkiye'nin IMF ile Üyelik İlişkisinin Dayanağı Nedir?

Üye ülkelerin IMF ile gerçekleştirdiği tüm işlemler dayanağını, 27 Aralık 1945 tarihinde yürürlüğe giren Uluslararası Para Fonu Kuruluş Anlaşması’ndan ve ülkelerin kendi iç mevzuatlarından almaktadır. Türkiye, IMF’ye “19 Şubat 1947 tarih ve 5016 sayılı Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası’na Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanun”un verdiği yetkiye dayanarak 11 Mart 1947 tarihinde üye olmuştur.

Niyet Mektubu Nedir?

Niyet Mektupları hükümetlerin izleyeceği ekonomik politikalara ilişkin olarak IMF Başkanı’na hitaben yazılan politika beyanı niteliğinde metinlerdir.
Niyet Mektupları bir anlaşma metni ya da müeyyideler içeren bir sözleşme değildir. Dolayısıyla ülkeleri hukuki yükümlülük altına sokmamaktadır.

IMF Nasıl Borç Verir?

IMF kaynaklarının üye ülkelerce kullanımına yönelik olarak, ülke ihtiyaçlarının çeşitlilik arz eden yapıları gereği birçok farklı mekanizma ve araç geliştirilmiştir. Süre, geri ödeme dönemi ve borç verme şartları izlenecek programa göre değişiklik arz etmektedir. Bu çerçevede seçilmiş IMF kredi imkânları aşağıda özetlenmektedir:

Stand-by Düzenlemeleri: Stand-by düzenlemeleri ile üye ülkeye, kısa vadeli ödemeler dengesi sorunlarını aşabilmesi için, 36 ayı aşmayacak şekilde genellikle 12-24 aylık süre zarfında, ülkelerin kotasıyla ilişkilendirilen belli bir miktara kadar kaynak kullanabilme imkânı sağlanmaktadır.

Esnek Kredi Hattı (Flexible Credit Line-FCL): Güçlü ve istikrarlı ekonomik politikalara sahip ülkelerin herhangi bir koşulsallık aranmadan yeterli miktarda Fon kaynağına hızlı bir şekilde erişim sağlaması ve temel olarak krizlerin önlenmesi amacıyla uygulamaya konulmuştur. Her çeşit ödemeler dengesi ihtiyacı için kullanılabilmekte olup, şoklarla mücadelede esnekliğin sağlanması için bir erişim sınırı öngörülmemekte, erişim miktarı belirlenirken ülke bazında potansiyel finansman ihtiyacı ve geri ödeme kapasitesi dikkate alınmaktadır. Kullanım süresi talebe göre 1 ya da 2 yıl olup, faiz ve geri ödeme dönemi stand-by düzenlemesi ile aynıdır. Bir ülkenin esnek kredi hattı imkânından yararlanabilmesi için uygunluk kriterlerini sağlaması gerekmektedir. Uygunluk kriterleri şunlardır:

    i) Sürdürülebilir dış denge: Dış borcun seviyesi ve kompozisyonu, uluslararası rezervlerin düzeyi, özel sektörün dış varlıklarının seviyesi ve kompozisyonu dikkate alınmaktadır.

    ii) Sermaye hesabında özel sektör akımlarının ağırlıklı olması: Uluslararası Yatırım Pozisyonu vasıtasıyla değerlendirilmektedir.

    iii) Uluslararası sermaye piyasalarından uygun faiz oranlarında borçlanabilme: Ülkenin faiz farkları (spread), benzer kredi notuna sahip ülkelerin faiz farkları ile kıyaslanmaktadır.

    iv) İhtiyati amaçlı bir düzenleme talep edilmesi durumunda uluslararası rezervlerin makul seviyede bulunması: Rezervlerin ithalatı ve kısa vadeli dış borcu karşılama düzeyi ile parasal tabana ilişkin göstergeler kullanılmaktadır.

    v) Sürdürülebilir kamu maliyesi pozisyonu: Borcun gelişimi, borç çevirme oranı, farklı senaryolar altında finansman ihtiyacı ve stres testleri ile izlenmektedir.

    vi) Düşük ve istikrarlı enflasyon: Çekirdek enflasyon, enflasyon beklentileri, enflasyonist şoklara karşı uygulanan politikalar, para politikası araçlarının yeterliliği, merkez bankasının hesap verebilirliği ve şeffaflığına ilişkin göstergelere bakılmaktadır.

    vii) Bankacılık sisteminde ödeme kabiliyetinin olması: Mevduatların gelişimi, karlılık ölçümleri, varlık kalitesi, sermaye yeterliliği, kredi ve likidite risklerine ilişkin analizler yapılmaktadır.

    viii) Finansal sektör denetiminde etkinlik: Hukuki, kurumsal ve operasyonel kapasite değerlendirilmektedir.

    ix) Açıklanan verilerin güvenilirliği ve şeffaflığı: IMF’nin veri yayınlama standartlarına uygunluk değerlendirilmektedir.

İhtiyati Likidite Hattı (Precautionary and Liquidity Line-PLL): Güçlü ve istikrarlı ekonomik politikalara sahip, ancak bölgesel veya küresel ekonomik ve finansal krizlerden etkilenen, fiili veya potansiyel ödemeler dengesi ihtiyacı bulunan ve Esnek Kredi Hattı İmkânı için uygunluk kriterini yerine getiremeyen ülkelerin yararlanması için oluşturulmuş bir imkândır. PLL, FCL’den farklı olarak program sonrası koşulsallık içermektedir. Kullanım süresi talebe göre 6 ay, 1 yıl veya 2 yıl olup, vadeye göre değişen erişim limitleri bulunmaktadır. Faiz ve geri ödeme dönemi Stand-by düzenlemesi ile aynıdır.

Genişletilmiş Fon İmkânı (Extended Fund Facility-EFF): Temel ekonomik reformlar gerektiren orta ve uzun vadeli ödemeler dengesi sorunları yaşayan ülkeler için geliştirilmiştir. Bu nedenle düzenlemenin süresi Stand-by Düzenlemesinden daha fazla olup, 3 ila 4 yıl olabilmektedir. Vade süresi ise 4 yıl 6 ay ve 10 yıl arasında değişmektedir. Ek faiz sistemi ise Stand-by Düzenlemesi ile aynıdır.

Acil Finansman Enstrümanı (Rapid Financing Instrument-RFI): Emtia fiyat dalgalanmaları ve doğal felâketler gibi dış şoklara maruz kalan ya da çatışma sonrası vb. kırılgan durumlarda bulunan IMF üyesi tüm ülkelerin acil ödemeler dengesi ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Söz konusu enstrüman, i) acil ödemeler dengesi ihtiyacı karşılanmadığı takdirde daha şiddetli bir ekonomik bozulmanın ortaya çıkarabileceği durumlarda ve ii) ödemeler dengesi ihtiyacının bir yıldan kısa bir sürede büyük politika değişikliklerine ihtiyaç duyulmadan giderilebilmesinin beklendiği ya da başka bir program uygulama kapasitesinin bulunmadığı durumlarda kullanılabilecektir.

Yüksek Erişimli İhtiyati Düzenlemeler (High Access Precautionary Arrangements-HAPAs):Esnek Kredi Hattı İmkânı için uygunluk kriterini yerine getiremeyen ülkeler için oluşturulan ve krizlerin önlenmesi amacıyla kullanılabilecek bir enstrümandır. Kullanım süresi, faiz ve geri ödeme dönemi stand-by düzenlemeleri ile aynıdır.

Fakirliği Azaltma ve Büyüme Güvence Fonu (Poverty Reduction and Growth Trust-PRGT): Köklü ödemeler dengesi sorunları olan ve milli gelir düzeyi çok düşük bulunan üye ülkelere yardım etmek için oluşturulan uygun koşullu (düşük faiz ve uzun vade) finansman enstrümanlarına ilişkin kredi ve faiz sübvansiyon hesapları PRGT altında toplanmıştır. Genişletilmiş kredi imkânı, Stand-by kredi imkânı, hızlı kredi imkânı ve dış şoklar imkânı gibi imtiyazlı kredi enstrümanları için kaynak kullanım maliyetleri, IMF'nin altın satışları aracılığıyla elde ettiği kaynaklarla birlikte, üye ülkeler tarafından IMF'ye sağlanan fon ve bağışlarla sübvanse edilmektedir. Genişletilmiş Kredi İmkânı (Extended Credit Facility, ECF), Standby Kredi İmkânı (Standby Credit Facility, SCF), Hızlı Kredi İmkânı (Rapid Credit Facility-RCF) enstrümanları, PRGT kapsamında yer alan imtiyazlı kredi araçlarıdır. 

Stand-by Düzenlemesi nedir?

Stand-by Düzenlemesi,  Fon’un en sık kullanılan finansman mekanizmalarından biridir. Stand-by düzenlemeleri, 36 ayı aşmayacak şekilde, genellikle 12-24 aylık bir süreyi kapsamakta ve IMF kaynaklarının kullanımını belirli şartlara bağlamaktadır. Kredi kullanan ülke, IMF İcra Direktörleri Kurulu’na sunduğu Niyet Mektubunda ödemeler dengesi problemlerini makul bir süre içerisinde düzeltmeyi amaçlayan politikaları uygulayacağını taahhüt eder. Böylelikle, IMF kaynaklarını kullanan ülkelerin, ekonomilerindeki yapısal sorunları çözerek borçlarını ödeme kapasitelerini artırmalarının temin edilmesi amaçlanmaktadır.

Stand-by Düzenlemeleri sadece gelişmekte olan ülkelerin kullandığı bir mekanizma olmayıp, birçok sanayileşmiş ülke de geçmişte bu mekanizma ile Fon kaynaklarından yararlanmıştır.

Stand-by Düzenlemelerinin Vade ve Faiz Koşulları Nelerdir?

Stand-by düzenlemeleri kapsamında kullanılan kaynakların vadesi 3 yıl 3 ayı geri ödemesiz dönem olmak üzere toplam 5 yıl olarak belirlenmiştir.  Temin edilen krediler geri ödemesiz dönemin bitiş tarihinden başlamak üzere üçer aylık dilimler halinde 8 eşit taksitte geri ödenmektedir.

IMF’den Stand-by Düzenlemeleri kapsamında kullanılan kaynakların maliyet unsurları aşağıda sunulmaktadır.

(i) Ayarlanmış Faiz Oranı: Haftalık belirlenen SDR faiz oranına, her yıl IMF tarafından belirlenen bir primin ve IMF’nin gecikmiş faiz alacakları kapsamında yapılan yük paylaşımı ayarlamasının eklenmesi suretiyle hesaplanmaktadır.

- SDR faiz oranı: SDR sepetini oluşturan beş para birimiyle (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Çin Renminbisi ve ABD Doları) cinsinden ihraç edilen temel kısa vadeli borçlanma araçlarının faiz oranlarının ağırlıklı ortalamaları alınarak haftalık bazda belirlenmektedir. (halihazırda % 0,05 – 5 baz puan – civarındadır)

- SDR faiz oranına eklenen prim: IMF’nin net gelir öngörüsü dikkate alınarak yıllık bazda hesaplanmakta olup, Fon’un aracılık maliyetlerinin karşılanması ve rezerv birikimine katkı sağlanması amacını taşımaktadır.   (halihazırda % 1 ‘dir)

- Yük paylaşımı ayarlaması: IMF’nin gecikmiş faiz alacaklarından doğabilecek zarar yük paylaşımı mekanizması kapsamında kredi maliyetlerine yansıtılmaktadır.

(ii) Ek Faiz Oranı: Ek faiz oranları hem borç stokunun kotaya oranına hem de borcun taşındığı süreye göre belirlenmektedir. Buna göre, ayarlanmış faiz oranına ilaveten; 

- Borç stokunun ülke kotasının % 187,5’ini aşan kısmı için +200 baz puan,

- Borç stokunun, 51 ay süreyle kotanın % 187,5’inin üzerinde kalması durumunda stokun, kotanın % 187,5’ini aşan kısmına üçüncü yıldan itibaren +300 baz puan ek faiz uygulanmaktadır. 

Türkiye ile IMF Arasında Kaç Stand-By Düzenlemesi Yapılmıştır?

(milyon SDR)

Stand-by No

Anlaşma Tarihi

Tamamlanma / İptal Tarihi

Kabul Edilen Miktar

Çekilen Miktar

Kullanılmayan Miktar

1

01.01.1961

31.12.1961

37,50

16,00

21,50

2

30.03.1962

31.12.1962

31,00

15,00

16,00

3

15.02.1963

31.12.1963

21,50

21,50

-

4

15.02.1964

31.12.1964

21,50

19,00

2,50

5

01.02.1965

31.12.1965

21,50

-

21,50

6

01.02.1966

31.12.1966

21,50

21,50

-

7

15.02.1967

31.12.1967

27,00

27,00

-

8

01.04.1968

31.12.1968

27,00

27,00

-

9

01.07.1969

30.06.1970

27,00

10,00

17,00

10

17.08.1970

16.08.1971

90,00

90,00

-

11

24.04.1978

19.07.1979

300,00

90,00

210,00

12

19.07.1979

17.06.1980

250,00

230,00

20,00

13

18.06.1980

17.06.1983

1.250,00

1.250,00

-

14

24.06.1983

03.04.1984

225,00

56,25

168,75

15

04.04.1984

03.04.1985

225,00

168,75

56,25

16

08.07.1994

26.09.1995

610,50

460,50

150,00

17

22.12.1999
21.12.2000

04.02.2002

9.254,00
(SRF*) 5.784,00

5.954,90
5.784,00

3.299,10
-

18

04.02.2002

04.02.2005

12.821,20

11.914,00

907,20

19

11.05.2005

10.05.2008

6.662,04

6.662,04

-

TOPLAM

37.707,24

32.817,44

4.889,80

* Özel Rezerv İmkânı (Special Reserve Facility)

** 1969 yılına kadar ABD doları cinsinden olan rakamlar 1 SDR 1 ABD doları kuru üzerinden SDR’ye dönüştürülmüştür.

Türkiye'nin IMF Nezdindeki Kotası Ne Kadardır?

5 Kasım 2010 tarihinde IMF İcra Direktörleri Kurulu IMF’nin toplam kotalarını iki katına çıkarma ve gelişmekte olan ülkelerin temsil gücünü artırma kararı almıştır. Reformun Guvernörler Kurulunca onaylanmasının ve akabinde yaşanan yaklaşık 5 yıllık gecikmenin ardından ABD’nin de kota artışı için rıza vermesi ile birlikte, 14. Genel Kota Gözden Geçirmesi’nin yürürlüğe girebilmesi için gerekli olan %85’lik oy gücü eşiği aşılmış ve kota artışları 26 Ocak 2016 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Bu artış kapsamında, kota artışı için gerekli ödemeler gerçekleştirilmiş ve Türkiye’nin 1.455,8 milyon SDR olan kotası üç katın üzerinde artarak 4.658,6 milyon SDR’ye çıkmış, oy gücü ise %0,61’den %0,95’e yükselmiştir. Ülkemiz bu kota ile Fon’un en büyük 20. üyesi olmuştur.

Kota artışından ülkemizin kazancı nedir?

Bir üye ülkenin IMF karar alma süreçlerindeki oy gücü, IMF kaynaklarına erişim sınırları, kaynak kullanım maliyetleri ve o ülkeye yapılacak SDR tahsisatı o ülkenin kotasına göre belirlenmektedir. Dolayısıyla, söz konusu kota artışı neticesinde IMF’deki oy gücümüz ve olası bir ihtiyaç halinde kullanabileceğimiz kaynak miktarı önemli ölçüde yükselmiştir.

Türkiye'nin IMF'ye Üyeliğinden Kaynaklanan Kota Ödemeleri Ne Kadardır?

YIL

KOTA**

ARTIŞ

TUTARI**

ALTIN (USD
KARŞILIĞI)   

& DÖVİZ

USD OLARAK ÖDENEN
TUTAR

TAAHHÜT BELGESİ

TL NAKİT

1947

43*

43*

10,745,700 (Altın)

4,300 USD

78,250,000 TL

10,05,000 TL

1959

86*

43*

10,750,000 (Altın)

32,250,000 USD

1967

108*

22*

5,500,000 (Altın)

16,500,000 USD

1970

151*

43*

10,750,000 (Altın)

32,250,000 USD

1978

200

49

49,000,000 SDR

1980

300

100

16,318,906 SDR

8,681,094 SDR karşılığı
10,948,839.54 USD

75,000,000 SDR

1983

429

129

32,275,000 SDR karşılığı
33,573,558.08 USD

96,825,000 SDR

1992

642

213

212,900,000 SDR

1999

964

322

80,500,000 SDR karşılığı
111,596,621.88 USD

241,500,000 SDR

2006

1191

227

226,731,750 SDR

568,250 SDR

2011

1455,8

264,8

264,138,000 SDR

662,000 SDR

2016

4658,6

3202,8

3.194.793.000 SDR

8.007.000 SDR

(*) Milyon USD (**) Milyon SDR

Kaynak: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

2000 Yılından Beri IMF'den Sağlanan Kaynaklar ve Söz Konusu Kaynakların Kullanımdan Doğan Borcun Yıllar İtibarıyla Geri Ödeme Takvimi Nasıldır?

IMF'ye Verilmesi Taahhüt Edilen 5 Milyar ABD Dolarının Ödemesi Ne Zaman Yapılacaktır?

2012 yılı başından bu yana sürmekte olan IMF kaynaklarının artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında, çeşitli ülkeler tarafından 460,7[1] milyar ABD Doları tutarında kaynak taahhüt edilmiştir. Ülkemiz de bu çabaya katkıda bulunmak üzere 5 milyar ABD Doları tutarında taahhütte bulunmuş ve bu taahhüdünü 17 Ekim 2013 tarihli tahvil satın alım anlaşması ile resmiyete dökmüştür. Söz konusu tutar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından uluslararası rezervlerimiz içerisinde sayılmak kaydıyla tahsis edilmiştir (19 Haziran 2012 tarihli ve 2012-41 sayılı TCMB Basın Duyurusu).

Ülkemizin IMF kaynaklarına sağlamayı taahhüt ettiği tutar, ancak IMF kaynaklarının yetersiz kaldığı durumlarda, IMF’nin talebi doğrultusunda ve ülkemizin rızası ile kullanılabilecektir. IMF’ye kaynakların kullandırılması aşamasında, ülkelerin ödemeler dengesi ihtiyacı olup olmadığı ayrıca değerlendirilecektir.

Ayrıca ülkemiz tarafından sağlanan tutar, IMF tarafından kullanılmış olsa dahi, herhangi bir ödemeler dengesi ihtiyacı yaşanması durumunda, tamamıyla derhal ve herhangi bir koşul olmaksızın geri alınabilecektir. Nitekim sağlanan kaynakların rezerv sayılabilmesi de ödemeler dengesi ihtiyacına binaen istenildiği anda kaynakların geri çağrılabilme özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Türkiye’nin verdiği 5 milyar ABD Doları tutarındaki kaynağın IMF tarafından kullanılması halinde, Türkiye kullanılan kısım üzerinden SDR faizi alacaktır. 26 Şubat 2016 tarihli SDR faizi % 0,05 (5 baz puan) düzeyindedir.



[1]Toplam 39 ülke 461 milyar dolarlık kaynak taahhüdünde bulunmuştur. Ancak, 0,48 milyar Avro tutarında kaynak taahhüdünde bulunan Güney Kıbrıs Rum Kesimi ise geçtiğimiz Mayıs ayında onaylanan Stand-by Düzenlemesi’nin ardından kaynak taahhüdünde bulunan ülkeler listesinden çıkarılmıştır. Böylelikle toplam kaynak taahhüdü tutarı 460,7 milyar dolara gerilemiştir.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Nedir?

IMF, 189 üyeli bir uluslararası finansal kuruluş olup, uluslararası parasal işbirliğini desteklemek, finansal istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdamı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve dünya genelinde yoksulluğun azaltılması için faaliyet göstermektedir. 

2015 Yılındaki G-20 Dönem Başkanlığımızda Elde Edilen Çıktılar Nelerdir?

G-20 Dönem Başkanlığımız çalışmaları Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilen G-20 Liderler Zirvesi ile tamamlanmıştır. Toplantılar kapsamında, ulaşılan neticelerde aşağıdaki hususlar ön plana çıkmıştır:

  • Büyüme Çerçevesi: Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için küresel ve ulusal düzeyde adımları içeren Antalya Eylem Planı kabul edilmiş, etkili bir hesap verebilirlik mekanizması kapsamında detaylı taahhüt uygulama takvimleri hazırlanmış, ülkelerin büyüme stratejileri son ekonomik gelişmeler dikkate alınarak, kapsayıcılık boyutunu da içerecek şekilde, güncellenmiş ve Hesap Verilebilirlik Raporu kamuoyuna açıklanmıştır.
  • Yatırım ve Altyapı: Ülkeler ilk kez kendi yatırım stratejilerini hazırlamış,  İslami Finansın küresel finansal sisteme entegrasyonu konusunda ulusal ve uluslararası aktörlere yönelik politika önerileri benimsenmiş ve KOBİ’lerin finansmana erişimini iyileştirmeye yönelik temel ilkeler seti oluşturulmuştur.
  • Finansal Düzenlemeler: Küresel sistemik önemi haiz bankaların toplam zarar karşılama kapasitelerine yönelik ortak uluslararası standart (TLAC) kabul edilmiş ve finansal reformların uygulanmasına ve etkilerine ilişkin rapor hazırlanmıştır.
  • Uluslararası Finansal Mimari: 2010 Kota ve Yönetim Reformu’nun tüm unsurlarıyla yürürlüğe girmesinin önemi güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Güçlendirilmiş müşterek eylem ve pari passu (eşit muamele) hükümlerinin uluslararası kamu borç senetlerinde kullanılmasının ve bu hükümlerin uygulamasının hızlandırılmasının önemine değinilmiştir.
  • Vergi: Matrah Aşınması ve Kar Kaydırma (BEPS) Eylem Planı tamamlanmış ve vergide şeffaflığın sağlanması yönünde çağrı yapılmıştır.
  • İstihdam: G20 Beceriler Stratejisi hazırlanmış ve genç işsizliğiyle mücadele için G20 ortak hedefi benimsenmiştir. (Bu ortak hedef, istihdam piyasasından kalıcı olarak dışlanma riski bulunan gençlerin oranını 2025 yılına kadar %15 oranında azaltmaktır.)
  • Enerji: Afrika Odaklı G20 Enerjiye Erişim Eylem Planı ve Yenilenebilir Enerji Kullanımı konusunda G20 Yenilebilir Enerji Raporu ve Araç Kiti hazırlanmıştır. G20 tarihinde ilk defa Enerji Bakanları bir araya gelmişlerdir.
  • Kalkınma: G20 Liderler Bildirgesi’nde “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nin uygulanmasına kuvvetli bir destek verilmiş, “G20 Düşük Gelirli Gelişmekte Olan Ülkeler Çerçevesi” açıklanmış ve G20 Gıda Güvenliği Eylem Planı hazırlanmıştır.
  • Ticaret: G20 Liderler Bildirgesinde Aralık’ta Nairobi’de düzenlenecek DTÖ Bakanlar Konferansının Doha Kalkınma Gündemi konularında dengeli sonuçlar ve Nairobi sonrasına ilişkin yol gösterici unsurları içerecek şekilde başarılı bir şekilde sonuçlanması için destek beyan edilmiştir.
  • Yolsuzlukla Mücadele: Özel sektörde yolsuzlukla mücadele konusunda G20 Üst Düzey Rehber İlkeleri ve kamu alımları konusunda G20 İlkeleri kabul edilmiş, KOBİ’lerin Yolsuzlukla Mücadele Konusunda eğitimine ilişkin bir araç kiti hazırlanmıştır.
  • Terörizm: G20 tarihinde ilk kez terörle mücadele konusunda bir Liderler Bildirisi kabul edilmiştir.
  • Mülteci Krizi: G20 Liderler Bildirgesi’nde acil çözüm bekleyen küresel bir mesele olan mülteci ve göç krizi ele alınmış ve Liderler bu konuda külfet paylaşımı ve uluslararası kuruluşların desteklenmesi başta olmak üzere destek beyanında bulunmuşlardır.

2015 Yılındaki G-20 Dönem Başkanlığımızda Hangi Toplantılar Düzenlenmiştir?

Ülkemiz tarihinde düzenlenen en yüksek düzeyli toplantılarından biri olan G-20 Liderler Zirvesi 15-16 Kasım 2015 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilmiştir. Liderler Zirvesi gündemi hazırlıkları kapsamında G-20 Dönem Başkanlığının üstlenildiği 1 Aralık 2014-30 Kasım 2015 tarihleri arasında, G-20 Hazine Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları 4 kez, G-20 Müsteşarlar ve Merkez Bankası Başkan Yardımcıları 5 kez ve G-20 Şerpaları 4 kez bir araya gelmişlerdir. Ayrıca, ülkemizde ve yurt dışında teknik düzeyde 19 Çalışma Grubu Toplantısı gerçekleştirilmiştir.

Bilgi Edinme

Bilgi Edinme